16 Eylül 2010 Perşembe

DOBRY-DEN PRAHA!!!!



         Ah ah!!! Prag, elbet gez gez bitmiyor ama birtek gezmek de insana yetmiyor.Erasmus kulübünün düzenlediği gezileri kaçırmak moralimi cidden bozmuştu ama Prag'ın otantik yapısı sayesinde bu moral bozukluğunu atmıştım üstümden.Artık farklı insanlarla tanışmam gerekiyordu...


           3.GÜN: Erasmus öğrenci topluluğunun 3.gün planı hayvanat bahçesine düzenlenecek bir gezi ve barbekü partisinden oluşuyordu.Her ne kadar hayvanat bahçesi fikrine karşı olup hayvanat bahçelerini sevmesem de erasmus toplumuna karışmam gerekiyordu .Bende gerektiği gibi hareket ettim ve sabah kalkıp erasmus öğrencileri toplantısına katıldım.Ivırdır zıvırdır dinledikten sonra oradaki türk arkadaşlarla da tanışmış oldum.Onlarla beraber 40 kişilik enternasyonal bir grup içinde, bende- ZOO- yani hayvanat bahçesi gezine katıldım .Fakat ne yazık ki gezinin özellikle 5 yaşındaki çocuklara hayvanları tanıtmak için oynanan salak bir oyundan oluşan ilk bölümü berbattı.İkinci kısımda ise bizi salıverdiler çok şükür ,biraz daha gezindikten sonra yurdumuza sağ salim geri döndük.Dönüşte herkeste barbekü partisi telaşı mevcutken bense eski oda arkadaşım Silvestre'den gelen bir davet için hazırlığa koyuldum.O gece öğrendim ki Prag gece daha bir güzel oluyormuş.Yaşadığım bir hafta kadar  zamanda eski komünist rejimin hiç bir etkisine rastlamayan ben, o gece her bir duvarında Lenin, Stalin, Mao, Marx ve Hegels in posterlerinin olduğu bir ''propaganda'' isimli barda çek biramı içtim.Çek birası içerdiği (daha) yüksek alkol oranına rağmen bana çok daha hafifi geldi .Belki de onu meşhur yapan özelliği budur. Bu arada masada yanımıza oturan alman kızlarla tanıştım. Daha sonra kızlardan birisinin de daha önce İstanbul-Cerrahpaşa'da erasmus öğrencisi olduğunu öğrendim. Kız benimle orta seviyede bir türkçe konuşunca anladım ki benim de burada az da olsa çekçe öğrenmem gerekli. Zaten daha sonra gittiğim ,kendi içinde başka bir anı olan, yabancılar polisindeki çalışanların bile ingilizce bilmediğini düşünecek olursak benim çekçe öğrenmem bir farz haline geldi. O geceye tekrar dönersek ,çok iyi insanlarla tanıştım Silvestre'nin ispanyol ve fransız arkadaşları: Dima, Maria, Juan.Hepsi de ICT de PhD öğrencisi ve beni cumartesi günü yapacakları Cesky Krumlov gezisine davet ettiler.Gecenin sonunda herkes evlerine dağılırken biz Silvestre ile 511-gece otobüsüyle(Prag belediyesinden allah razı olsun) yurdumuza geri döndük kuzu kuzu...Çok bahsetmemiş olsam da ben Prag gecelerini çok sevdim.İnsanlar hiç güvensizlik duymuyorlar şehirlerine karşı ve çok rahat hareket edebiliyorlar.
    

           Neyse anlayacağınız 3. gün de güzeldi Prag'da (özellikle gecesi):))



          
          

     

               

1 yorum:

  1. muhteşem, heycanla okuyorum günü gününe bi tanem
    sen nerde olursan ol olduğun yer,hep güzel olacaktır kuzum benim.

    YanıtlaSil